Son Dakika

Kapitalizmi eleştiren OYUN, kapitalizmin nasıl sembolü oldu?

Kapitalizmi eleştiren OYUN, kapitalizmin nasıl sembolü oldu?

Yıl 1903.
Amerika’da sanayileşme hızlanmış, büyük sermaye sahipleri büyürken sıradan insanlar giderek fakirleşiyor. Bu eşitsizliği dert edinen bir kadın var: Elizabeth Magie.

Magie bir oyun tasarlıyor.
Adı: TheLandlord’s Game (Toprak Sahibinin Oyunu).

Amaç eğlenmek değil.
Amaç şu soruyu sordurmak:

“Toprak ve mülk birkaç kişinin elinde toplandığında, toplum ne hale gelir?”

Oyunda iki kural seti var:

  • Biri herkesin kazandığı, adil paylaşım sistemi
  • Diğeri tekelleşmenin olduğu, herkesin yavaş yavaş elendiği sistem

Tahmin edileceği üzere…
İkinci kural daha “heyecanlı” bulunuyor.

Oyun yayılıyor, fikir kayboluyor

Oyun elden ele dolaşıyor.
Kurallar sadeleşiyor, şehir isimleri ekleniyor, ama oyunun eleştirel ruhu siliniyor.

Derken sahneye Charles Darrow çıkıyor.

1929’da Büyük Buhran sırasında yaşanan Borsa Çöküşü ile işini kaybeden Darrow, geçici birçok iş yaptıktan sonra, komşularının ve tanıdıklarının amacı mülk alıp satmak olan bir masa oyunu oynadıklarını görünce zihninde bir ampul yanıyor.

Darrow oyunu alıyor, bazı küçük değişiklikler yapıyor. Adını da ekonomik bir kavram olan Monopol’den (bir pazarın tek bir varlık tarafından domine edilmesi) alarakMONOPOLY koyuyor ve 1930’larda Parker Brothers’a satıyor. Ve evet, kaçınılmaz son, o da milyonerler kulübünde yerini alıyor.

Şirket oyunu piyasaya sürerken şu hikâyeyi anlatıyor:

“İşsiz bir adam, kendi çabasıyla bu oyunu yarattı ve zengin oldu.”

Amerikan rüyası, kutunun içine konuluyor.

Elizabeth Magie ise?

  • Oyunun patentini yıllar önce almış olmasına rağmen
  • Sadece 500 dolar alıyor
  • Adı neredeyse tamamen unutuluyor

Kapitalizm eleştirisi, kapitalizmin sembolü oluyor

İşin en çarpıcı kısmı burada.

Monopoly:

  • Aslen tekelleşmenin toplumu nasıl çürüttüğünü göstermek için yazıldı
  • Ama bugün:
    • En çok kazananın kazandığı
    • Herkesin iflas ettiği
    • Acımasız rekabetin normalleştirildiği
      bir oyun olarak biliniyor

Yani oyun, anlatmak istediği şeyin tam tersine hizmet eden nadir örneklerden biri.

Asıl mesele oyun değil

Monopoly bir masa oyunu değil aslında.
Bir fikir deneyi.

Ve belki de en çarpıcı tarafı şu:

İnsanlar oyunun eleştirisini değil, eleştirilen sistemi daha eğlenceli buldu.

Bu yüzden Monopoly hâlâ oynanıyor.
Bu yüzden dostluklar bozuluyor.
Ve bu yüzden kimse oyunun neden böyle tasarlandığını hatırlamıyor.

Belki de Monopoly’nin en büyük başarısı,
bize sistemi öğretmek değil, sistemi benimsetmek oldu.

Bugün Monopoly denince akla gelen şey belli:
Emlaklar, kiralar, iflas eden arkadaşlıklar, kazanan tek kişi…
Kısacası kapitalizmin masa üstü simülasyonu.

Ama işin ironik tarafı şu:
Monopoly, kapitalizmi yüceltmek için değil, eleştirmek için tasarlandı.

Bize kalan: İnsanoğlu ne yaparsa yapsın, doğruyu bilse de, eleştirse de, ezilse, sömürülse de “kapitalizm” canavarına yem olmaktan bir türlü kurtulamıyor. Belki de insanlığın makus kaderidir bu. Baksanıza; doğadaki ekolojik dengenin bile, güçlülerin güçsüzler üzerinden beslendiği bir düzen üzerine kurulu olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Yazar Uğur Kıymaz

ugurkiymaz@bilgigazetesi.org